08 Aralık 2008 Pazartesi

microsoft yahoo yu satın alıyor

Yahoo son zamanlarda maddi kriz içerisindeydi ve çok zor günler yaşıyordu.Birçok çalışanının işine son verilmişti.

Yahoo‘nun kurusucu Jerry Yang,Microsoft’a bizi satın al çağrısı yapmıştı fakat Microsoft ilgilenmediklerini belirtmişti.Yani yapılan bir açıklamaya göre ikili arasında satış görüşmeleri tekrar başladı.

Microsoft bu sefer Yahoo‘ya sıkışlıklığındanda faydalanarak önceki teklifinin yarısı olan bir teklif yapmış ve satışın kesin olmadığını belirterek Yahoo‘yu iyice zor durumda bırakmıştır.Yahoo’nun fiyatta değişiklik yapmak istemesi ihtimalinide ortadan kaldırmıştır.

Microsoft‘tan yapılan bir açıklamaya göre.eğer satış gerçekleşirse ilk etepta Yahoo‘un başındakilerle 10 yıl daha çalışılacak.

Kaynak

youtube

Youtube artık embed kodu ile çekilen videolara youtube‘da arama seçeneği eklemiştir.Bu işlev sayesinde embed kodu ile videolarını yayınlayan sitelerden hit elde edebilcek.
Kaynak

girgor

girgor.net girgör Pr3 olan dizin alexa 500k

blog.girgor.net

Dmoz: İnternet ve web tasarım araçları hakkında içerik oluşturan bir web günlüğü.

Kaynak

14 Eylül 2008 Pazar

Devil May Cry 4

Dolu dolu aksiyona hazır olun!

Capcom karşımıza harika bir Devil May Cry oyunu ile daha çıktı ve bu seferki PC versiyonu için inanılmaz bir atılım gösterdi. Eğer yazın sıcağında zamanınızı geçirecek ve her dakikasında adrenalin hissini alabileceğiniz bir oyun arıyorsanız, size Devil May Cry 4’ü öneriyoruz.

Yalnız küçük bir öneri DMC 4 almaya karar verdiğinizde bilgisayarınız için bir oyun pad’i alırsanız da iyi olacaktır zira diğer türlü, oyunda fare desteği olmadığını düşünürsek, klavye ile rahat oynanmıyor. Oyunun sayılı olumsuz yanlarından birini de söyledikten sonra, ayrıntılı açıklamalara geçebiliriz.

Devil May Cry 4, bir önceki oyun DMC 3’e göre de çok yol kat etmiş ve oyuncuya daha da fazla imkânlar tanıyan bir oyun haline gelmiş. Oyuna başlarken iki ayrı zorluk seviyesinden birini seçiyorsunuz (İleride daha da zor seviyeleri açabilirsiniz). Hatta bilgisayarın otomatik olarak sizin için yapabileceği bazı kombo hareketleri bile seçebiliyorsunuz. DMC serisi ile ilk kez tanışıyor bile olsanız, oyun kimseyi çok zorlayıcı durumda değil; ama tabii çocuk oyuncağı da olmadığı aşikâr. Nihayetinde stilist aksiyonu, muhteşem boss (bölüm sonu düşmanı) kapışmaları ve harika ara sahneleri ile oyun devamlı sizi daha ilerisi için teşvik ediyor.

Yeni kahramanımız Nero ile tanışın...

Devil May Cry’ın karizmatik karakteri Dante, oyunun olmazsa olmazlarındandır. Belirli yerlerde yine Dante’yle oynayabiliyoruz; ama oyunun esas kahramanı bu kez Dante değil. Oyunun çoğunluğunu kendine has özellikleri ve stili olan Nero ile oynuyoruz. Nero’nun da inanılmaz özelliklerinden ötürü Dante ile aynı tipte bir kahraman tasviri ortaya çıkıyor; ancak DMC 4 Nero ile Dante arasındaki ilişkiyi tam olarak açıklamıyor. Biz de buna çok takılmıyor ve Nero’nun bağlı olduğu dini örgüt “The Order of the Sword” hakkında gerçekleri ve Dante’nin bu örgütün liderini öldürmesinin sebeplerini öğrenebilmesi için maceraya atılıyoruz. Ayrıca Nero, sevgilisi Kyrie’nin de izini sürüyor. Senaryo çok fazla çarpıcı şeyler içermiyor. Ama ara sahnelerdeki diyaloglar, kamera açıları, çok gerçekçi animasyonlar ve seslendirmeler kendimizden geçmemize sebep oluyor.

Nero’nun esas özelliği, “The Devil Bringer” olarak bilinen şeytanî kolu... Bu kol sayesinde uzaktaki düşmanları bile yakalayıp çekebiliyor, birkaç kombo hareket sergiledikten sonra da kolayca etkisiz hale getirebiliyorsunuz. İşin güzel tarafı ise bu süreci gerçekleştirmek çok da zor değil ve bu sayede DMC 3’teki savunmaya dayalı anlayış daha saldırıya yönelik hale getirilmiş. Havada ve yerde yapabileceğiniz bu hızlı hareketler sayesinde biraz kanlı görüntülerle karşılaşıyorsunuz. Başlarda bazı manevraların zamanlaması zor da olsa nihayetinde alıştıkça düşmanları The Devil Bringer ile bir çırpıda yakalayıp hallediyor hale geliyorsunuz. Ayrıca Nero’nun bu yetenekli kolu dışında, Dante gibi sahip olduğu hoş envanterleri de var. The Red Queen (Kızıl Kraliçe) isimli kılıç ve Blue Rose (Mavi Gül) isimli Revolver Nero’nun demirbaşlarından; ama oyunda ilerledikçe DMC hayranlarının görünce sevinecekleri başka silahlar da bulunmakta. Nero’nun yararlı tekniklerinden biri de “Exceed” denilen, kılıcın güçlenme yeteneği. Kılıcı savurduktan sonra doğru tuşa basarsanız verebileceğiniz hasar bir hayli artıyor. Fakat zamanlamayı tutturmak çok da kolay değil.

Oyunda ilerledikçe kazanacağınız şeylerden biri de Proud Souls (Gurur Ruhları). Verilen görevlerdeki performansınıza göre kazandığınız bu bonuslarla yeni combolar açabiliyor veya var olanları geliştirebiliyorsunuz ki, bu geliştirmelere ilerleyen bölümlerde zorlaşan düşmanlar sebebiyle gerçekten ihtiyacınız oluyor. Yeteneklerinizi kendiniz seçebileceğiniz gibi, bilgisayar otomatik olarak sizin dövüşme stilinize göre de seçebiliyor. Meraklanmayın, yanlış yapabileceğiniz bir unsur yok; çünkü istediğiniz zaman tüm yetenek puanlarınızı sıfırlayıp en baştan dilediğiniz gibi tekrar dağıtabiliyorsunuz.

06 Eylül 2008 Cumartesi

Kung Fu Panda

kung Fu yapabilen bir panda. Hatta bir çekirge, bir yılan. Dreamworks’ün usta savaşçı koca göbekli Po’nun hikayesini konu aldığı animasyon filmi 4 Temmuz’da ülkemizde de vizyona girdi. Haliyle böylesine eğlenceli bir hikayenin sunulması da kaçınılmazdı. Tam bu noktada “Bir film ve film uyarlaması bir oyun” kalıbını kullanmam gerekiyor. Ardından istem dışı olarak tecrübülerimiz tüylerimizi diken diken yapacak. Fakat böylesi sıcaklarda kendimizi germenin, “Hayır!” diye haykırmanın manası yok. Güneş var gücüyle bizleri kavururken 6 saatlik bir serinliğe, kimse hayır demeyecektir. Kung Fu yapabilen bir panda… Daha ne olsun!
I LOVE KUNG-FUUUUUUU !!
Dragon Warrior olma hayaliyle yanıp tutuşan ancak daha merdivenleri bile çıkmakta zorlanan sevimli mi sevimli panda Po’nun eğlenceli hikayesini anlatıyor bizlere Kung Fu Panda. Tai Lung’a karşı verilecek mücadelede göbeğine aldırmadan kahramanlığa Po’nun hikayesi bazen sizi gülme krizlerine sokabilecek kadar başarılı. Film ile çoğu kez paralel ilerleyen sahnelere için özel bazı bölümler de eklenmiş. Van Damme edası ile süzülen bir panda, usta öğretici Master Shifu, bir leylek, bir kaplan ve daha fazlası… Hepsi birer Kung Fu ustası.
Yaklaşık 6 saat süren bu maceranın yarısı Po’nun eğitimiyle geçip gidiyor. Tai Lung’un müttefikleri minicik domuzlara karşı kimi zaman kombo yapmanın dayanılmaz ferahlığını yaşarken, kimi zaman diğer karakterleri kullanarak farklı şekillerde mücadele etmeye çalışıyoruz. hemen başlarında Master Crane (Leylek) ile gökyüzünde verilen savaş buna sadece bir örnek. yapımcısı Beenox filmdeki diğer karakterleri de bizim emrimize sunarak tekdüze ilerlemesine engel olmuş. Tomb Raider’dan aşina olduğumuz ara filmlerde bazı tuşlara basarak paçayı kurtarma olayları bu çılgın eğlenceye güzel bir tat katmış. Fazla teferruata girmeden şunu söylemek en doğrusu: Kung Fu Panda bizlere yaklaşık 6 saatlik bir eğlence sunuyor. Ne daha fazlası ne daha azı. Ve mümkün olabilecek en iyi seviyede. Ne tekdüzelikten bahsedebiliriz ne de sıkıcı olduğundan. Po fazlasıyla eğlendirmeyi başarıyor.
Ummm… Şey. Ben. Nasıl desem. Evet. O benim.
Birçok platformda birden tekme sallayan Po’nun kontrolleri haliyle bilgisayarlarımızda biraz daha zor. Default olarak gelen kontrol ayarları sol elimizi WASD klasiğine, sağ elimizi ise sayı tuşlarına mahkum ediyor. Başlarda kontrollere alışmak zor olsa da basitliği bunu bertaraf etmiş. Ama ne kadar ustalaşırsak ustalaşalım klavye ile komboları yapmak fevkalede zor. Bu yüzden bir gamepad ile oynamak en mantıklısı. Yine de başlardaki sıkıntıları atlattıktan sonra klavye ile ustaca işler çıkarabilirsiniz. Gerçi kombo yapmak zorunda değilsiniz, oyun fazlasıyla basit.

alıntı : www.10oyunlar.com

09 Şubat 2008 Cumartesi

CrySis

004'ün Şubat, Mart ayları oyuncular olarak olabildiğince kendimizi Half Life 2 haberlerine kaptırmışız, başka bir şey düşünemez olmuşuz. Birden FarCry diye bir demo düşüvermiş gökten, aman yarabbim böyle bir oyun yapılacak mıydı? Akabinde oyun gelmiş, başka birşey konuşamaz olmuşuz, tüm beklentiler askıya alınmış öncelik FarCry'a verilmiş. İncelemelerde ödül üstüne ödüller almış. Hatta beklenen oyunların gecikmesi FarCry'ın çıkmış olmasına bağlanmıştı. Birde böyle bir oyunun yapılmış olması yetmezmiş gibi yapanların da Türk kardeşler olduğuyla iyice böbürlenmeye başlamışız. İşte yaptık mı böyle yaparız, Türk'ün gücü sesleri ayyuka çıkmış. Bu kadar gururlanmamız için o kadar fazla sebebimiz vardı ki çok sevinçliydik. Sonrasında ise CryTek ismi bir teknoloji başlangıcı, güç gösterisi olarak sık sık karşımıza çıkacaktı. Beklenen an geldi ve CrySis duyuruldu. Oyun şimdiye kadar görmediğimiz güzellikte grafik ve her zamanki gibi birçok vaat ile ağızlarımızın suyunu akıtmayı başardı. Her yeni görüntü ile daha bir sabırsızlanmaya başlamış, çıkan videolar ile nerede ise uzun metrajlı bir film yapabilecek kıvama gelmiştik. Herkesin sabırsızlıkla beklediği 'Peki oyun Türkçe olacak mı?' sorusuna yanıt gecikmedi ve dünya standartlarında bir oyunun %100 Türkçe olacağı CryTek CEO'su Cevat Yerli'den geldi. Artık tek yapmamız gereken sistemlerimizi hazır etmek ve koltuklarımıza yaslanıp beklemekti.

Bir rüya gerçek oldu...

Oyuncular olarak sürekli gerekli desteğin Türkiye pazarına verilmediğinden şikayetçi olduk durduk. Haklı sebeplerimiz vardı. Elin Tanzanyalısı kendi dilinde oyun oynarken biz neden oynayamıyorduk? Suçumuz var mıydı peki? Birçok sorundan kendimizi sadece oyun oynayarak arındıran, rahatlayan oyuncular değil miydik bizlerde? Farklı amaçlarımız var mıydı? Yoktu, bizde herkes gibi kendi dilimizde oyun oynamak istiyorduk, gereken desteği göstermemiz beklendi durdu. Peki neydi bu çifte standart? Diğer ülkelerde kopya oyun yok muydu, milyonlarca insanın netten oyunları indirdiği tek ülke acaba Türkiye miydi? Kopyanın en çok teşvik edildiği, bunu önlemek adına kendi dilinde oyunların çıkarıldığı Rusya'dan daha kötü durumda mıydık? Hayır! Peki eksiklerimiz nelerdi? Bunları görmedik mi? Gördük, beklentilerimiz arttı. İşte beklenen fırsat geldi çattı. Peki şimdi ne olacaktı? 'Biz tüm zorluklara rağmen içimizden gelerek, kalbimizle yaptık bu işi' demedi mi Cevat Yerli? Diğer ülkelerde satılan fiyat etiketinden daha aşağıda tutulmadı mı Türkiye fiyatı? İşte artık hiçbir bahaneniz yok arkadaşlar. Artık destek zamanı. Bahaneler arkasına sığınmak için sebebiniz yok. Bu projeye vereceğiniz destek ile bundan sonrası için Türk oyun sektörünün gelişmesinde, insanların dikkatlerinin buraya çekilmesindeki en büyük etken sizler olacaksınız. Parasını gereksiz sponsorluklar için harcayanlar görecek ki Türkiye'de bir oyuncu kitlesi var. Azımsanmayacak bu kitleyi kimse göz ardı edemeyecek. Diğer firmalar işin ciddiyetini görüp evet bizde bu desteği vermeliyiz diyebilecekler. O yüzden bundan sonrası için oyun sektöründeki tek adam siz olacaksınız. CrySis'i Türkçe almalı, orijinal oynamalı ve bu özeni herkesin göstermesini istemelisiniz. Artık bir oyunun kopya oynanmaması gerektiğini insanlara göstermeli onları utandırmalısınız. Bundan sonrası için bizlerin değil firmaların bahanesi olmayacaktır. Eğer bu piyasayı ve Türk oyuncularını bu özveriye rağmen kaybetmeyi göze alacaklar ise o zaman yolumuza bildiğimiz gibi devam ederiz. Peki bir oyun yazısında bunları anlatmalı mıydım? Evet çünkü bunca yıl bende herkes gibi aynı beklentiler ve bahaneler içinde idim, artık Türkçe oyunlara destek verme zamanıdır. Bunu ise bir dünya standardı ile bizlere sunan CryTek'e borçluyuz. Onlar bizlere güvendi, biz de güvenlerini boşa çıkarmayacağız.


CrySis�in seslendirmeleri filmleri aratmayacak kalite ile profosyonel bir kadronun eseri


Hayatın için dövüş!

Crysis'in konusunu bilmeyen kaldı mı bilmiyorum ama bir kez daha özet geçeyim. 2020 yılında Kuzey Kore açıklarında bir adaya belirsiz bir gök taşı düşer. Gök taşı ile birlikte para normal olarak adanın bir kısmı buzul bir hal alır. Kuzey Kore hükümeti ise olay ile birlikte adayı dışarıyla iletişime kapatır ve Kuzey Kore Halk Ordusu (KHO) bölgeye konuşlanır. Biz de adada bulunan arkeologlar ile iletişimin kopması ile birlikte Amerikan
özel hareket ekibiyle birlikte onları arama görevine veriliriz. Görev esnasında ise takım kaptanı Dr. Rosenthal adanın KHO tarafından işgal edildiğini bildirir. Bundan sonra ise öncelikli görevimiz KHO ile sıcak çatışmadan kaçınmak ve rehineleri kurtaramaya öncelik vermek olacaktır. Ama olaylar istenildiği ölçüde gitmez ve KHO müdahalesi ve gizli bir biriminde ele geçirilmesi ile özel donanımlı nano giysilerimiz ile tam yetki verilerek olaya müdahil olmamız istenir. Bundan sonrasını ise anlatmıyorum çünkü bu keyfi Türkçe olarak yaşamak sizlerin hakkı. Söylediğim onca şeyden sonra oyunu oynarken ne kadar İngilizce'niz iyi olur ise olsun Türkçe oynamanın ne kadar zevk verdiğini göreceksiniz. Bazen öyle durumlar oluyor ki tüylerim diken diken oluyor. Kontrollere varıncaya kadar %100 Türkçe bu oyun gözlerimizi yaşartacak kalitede.

Call of Duty 4: Modern Warfare

u sabah gökyüzünü son kez göreceğimi bilseydim, yine de o helikoptere biner miydim?... Savaşın kararttığı sokaklarda nefesim kesilene kadar koşar mıydım? Alnımdan akan kana aldırış etmeden, bir kaç düşman daha öldürebilmek için kendimi zorlar mıydım? Bu sabah gökyüzünü son kez göreceğimi bilseydim, ailemi özlediğimi kendi kendime son kez söyleyediğimi bilseydim, hayata doyamamış kalbimin bu son atışları olduğunu bilseydim, yine de bu cehenneme gelir miydim?...

Evet... her şeye rağmen yine burada olurdum... her şeye rağmen şu anda patlamakta olan bu helikopterin içinde olmayı tercih ederdim... Çünkü ben askerim.... Ölümüm arkadaşlarımı kurtarırken olsun yeter... Böyle onurlu öleyim yeter...

Yeni bir çağ, yeni bir çağrı

Call of Duty, çıkan her yeni bölümüyle oyun piyasasını sarsan harika bir seridir. Yeni bir Call of Duty çıkar çıkmaz bir sonraki hakkında konuşulmaya ve spekülasyonlar yaratılmaya başlanır hemen. Nitekim Call of Duty 3 çıktıktan sonra da oyunun yeni bölümlerinin 2. Dünya Savaşı'nı konu almayacağı söylentileri ayyuka çıkmıştı. Bu söylentilerin gerçek olduğunu ve oyunun 4. bölümünün günümüz savaşlarına yönelik olacağı duyurulduğunda hepimiz heyecanlanmıştık. Call of Duty, bildik bileli 2. Dünya savaşı üzerine odaklanmış bir seriydi. Böyle bir değişim Call of Duty serisinin eski havasından uzaklaşıp unutulacak bir seri haline gelmesine yol açabilirdi. Aylarca süren bekleyişlerimizden sonra sonunda oyun piyasaya çıktı. İşte tüm korkularımızı yok eden, shooter oyunlarında bir mihenk taşı olabilecek kalitede, yep yeni bir Call of Duty karşımızda.

Kalitenin sınırları zorlanıyor

Call of Duty 4: Modern Warfare adından da anlaşılabileceği gibi modern çağın silahlarını kullandığımız, günümüz savaşlarına benzer fakat gerçek dışı bir hikaye üzerine kurulu. Oyunda, Amerikan ve İngiliz askerlerinin orta doğudaki Al-Asad adında bir diktatör ve onunla bağlanıtılı olarak Rusya'daki Zakhaev ve yönetimindeki bir grup Rus askerine karşı girdikleri savaşa katılıyoruz. Oyunda genel olarak aynı savaşın değişik bölgelerinde çarpışan, değişik askerleri yönetiyoruz. Oyun 3 ana bölümden oluşuyor her bölüm kendi arasında bir çok ara bölüme ayrılıyor.


CoD 4, serinin önceki oyunlarında olduğu gibi savaşı ve birey olarak askerlerin yaşadıkları deneyimleri bizlere en gerçekçi şekilde yaşatıyor. Oyunu oynarken adrenalin vücudunuza hızla yayılıyor.
Heyecan dolu bölümler arka arkaya geliyor. Oyunun tek kişilik senaryosu böyle muhteşem bir deneyimi bizlere sunarken tek eksik yanı ise çok kısa sürede bitiyor oluşu. İyi bir CoD oyuncusu oyunu 6 saat civarında rahatlıkla bitirebilir. Fakat oyunu tekrar oynamanız için onlarca sebebiniz var.

CoD 4 yeni nesil oyunlara bir örnek teşkil edecek seviyede görsel bir şölen sunuyor bizlere. Oyunun grafiklerinden fiziklerine kadar her özelliği şu ana kadar konsollarda yapılmış en iyi shooter oyunlarından birisi olmayı hak edecek kalitede başarılı. Karakter, yapı ve nesnelerin dokuları o kadar kaliteli ki bazen kendinizi bir filmin içerisinde gibi hissediyorsunuz. Geniş savaş alanlarındaki yakın mesafeden uzak mesafelere kadar olan tüm görseller özenle ve başarıyla hazırlanmış. Kaliteli efektler bu güzel grafiklere daha da bir canlılık veriyor. Oyunda bir çok sahnede gerçek hayattaki gibi odaklanmadan kaynaklanan bulanıklaşan görüntülere sahne oluyoruz. Bazı kapalı alanlardaki havada uçuşan tozlar, duvarlardan dökülen parçalar, patlamalar, alevler ve duman efektleri oyuna büyük bir zenginlik katıyor. Oyunun bir saniye bile durmayan aksiyonundan kafanızı kaldırabilip etrafa bakınırsanız detayların üzerinde ne kadar çok çalışıldığını görebilirsiniz. Bu görsel başarı sadece oyunu güzel göstermiyor aynı zamanda oyunun fizik motoru ile de büyük bir uyum içerisinde çalışıyor. Örnek olarak, silahlardan çıkan mermiler duvarların arkasındaki hedefleri de vurabiliyor. Bu kadarla da kalmıyor, merminin girdiği yüzeye göre ve merminin tipine göre zemini aşıp arka tarafa geçiş hızı bile değişebiliyor. Tahta ve zayıf duvarların arkasındaki rakiplerinizi kevgire çevirirken unutmamanız gereken onların da sizlere aynı şekilde cevap verebilecek olmaları.